beni Hoegaarden içmeye çağıracak birisi gerek bana...
o ne güzel bir şeydir öyle ya. ne zaman tanıştığımı çok net hatırlıyorum. ve sadece belli zamanlarda tatmaya gidiyorum, ağzımın tadı bozulmuşsa.
o günü hiç unutmayacağım. dostum dediğim birisiyle mekana girdik, masa gösterdi garson hanım, 'biz bara geçeceğiz' dedim. doğruca bara yöneldik. high booth derdik biz, oturduk ve 'iki hoe' diye işaret ettim. ve karşımızda aşağıdaki dünyalar tatlısı, hepsi günahsa da işte bu günah değildir dediğim şey..
kaju ile çok güzel gider. gün içinde yapılan bir buçuk saatlik antrenmanı boşa mı yapıyoruz. tek amaç hoe içmek..:

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder