olayın üzerinden çok geçti ama içimde kalmış. ben insanları seviyorum ama onlar sadece istediklerini.
bir vardı bir yoktu, sesi çok güzel bir arkadaşım vardı. bir vakit bi yerde karşılaştık, ayaküstü de baya muhabbet ettik hani. belki bir şeyler de hissettim o an ne bileyim. sonra bir kaç defa görüştük falan, çay sohbet muhabbet. ödünç aldığım bir şeyi, üzerimde yük olarak gördüğüm için bir gün aniden, o gün vermeliyim kesinlikle diye düşündüm. bir kaç mesajlaşma vs, ulaşamadığım için de gittim bıraktım alabileceği bir yere.
aman efendim, şahsen vermiş de şahsen almalıymış. tatlı ama dengesiz arkadaşım benim, ki beni artık muhatabı olarak almıyor, hatun kişi diye hitap edeyim, tatlı ama dengesiz hatun kişi, ufacık bir şeyin ne önemi olabilir ki, yenisini alırdık kaybolsa idi, seninle muhabbetimden, benimle muhabbetimden değerli miydi. 'buluşalım, öyle ver' diye baştan söyleseydin, ben de anlardım ki, görüşmek de istiyor ne güzel. ama şu an anlıyorum ki bazen bir neden gerekir, ve o istediği nedeni bulmuştu.
bazen arada bir şeyleri yakalamak gerek, ben onları kaçırdım sanırım. neyse işte pirinç taneleri arasında bir iki siyah çıkıyor da onlar da neden bizi buluyor diye sorarız bazen di mi. yalnız ben neden bu kadar zorlamışım ki, çünkü ben değer verdiğim şeyleri değil sadece, insanları seviyorum, onlar ise sadece istediklerini.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder