çok okudum, çok gezdim, çok gördüm. ama bir ders almış mıyım hayattan? yani, yok valla, bir ders almamışım...hayatın sillesini yememişim şimdiye kadar, belki de o yüzden...
aynı hataları yine yapıyor insan. demek ki bazı şeyler tekrar tekrar yaşandığında hayatın tadı çıkıyor.
bırak bu savsatayı diyorum, tamamen 'kendimi avutma' bu yukarıdaki cümle.
yapmam gereken, durup etrafıma baktıktan sonra, ben ne yapıyorum burada diye sormak. ama hemen arkasından gelecek cevap da belli, sırası değil, hele şu bi geçsin de, bu bi olsun da sonra bakarız. hem şu yoğunlukta imkansız...
ve seneler sonra şu cümleler kurulur harfi harfine: 'ya zamanında alacaktım, yapacaktım, gidecektim', 'biz onu düşünmüştük vakt-i zamanında, aklımızdaydı, ama vakit bulamadık iş-güç'ten, ondan bundan...'
ertelemekle ele birşey geçmez...tarla giderek kurur, sonra ne gül biter ne diken...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder